LouSalome


Bazı insanlarda şöyle bir rahatsızlık vardır. Her gördüğünü sever, her gördüğüne güvenir. Peki kolay mıdır insanlara güvenmek?

*

İnsan arkadaşını ya yolda ya da alışverişte tanır derler. Çok doğru ! Eğer o insan seni yarı yolda bırakmıyor, ihtiyacın olduğu her an yanına geliyor, paraya gereksinim duyduğun zamanlarda hiç düşünmeden çıkarıp veriyor, kendi menfaatinden önce senin menfaatini düşünüyorsa o gerçek arkadaştır. Bu da demek oluyor ki böyle bir devirde gerçek arkadaş bulmak çok zor !

*

İnsanoğlu o kadar çiğ süt emmiş ki arkanı döndüğün an seni sırtından vurmak ister. Hatta o an için sabırsızlanır. Kimi arkadaşlar da böyledir. En savunmasız anında derinden yaralar. Alışverişte dahi alacağı gıdalarda ince eleyip sık dokuyan insanlar arkadaş seçiminde aynı özeni göstermez. Tabir-i caizse hemen atar sepetine sebzelerini. Sonra da yıkılır..

*

Şükürler olsun ki şu ana dek kimseden böyle darbeler yemedim. Çünkü kimseye tam olarak güvenmedim. Aslında bu da çok acı bir durumdur. Konuşursunuz, gülersiniz, gezersiniz ama güvenmezsiniz. Ben de bunu çok yaşıyorum.

*

Neyse, velhasıl siz siz olun kimseye kolayca güvenmeyin. Önce kötü düşünün, sonra sevinin. Ne demişler: İnsana güvenme ölür, ağaca yaslanma çürür ;)

*

Sevgiyle kalın...

written by Eda Melissa

LouSalome

Malumunuz ülkemizde inanç özgürlüğü var. İslam dininin yanı sıra Hristiyanlıktan tutun da ateistliğe, agnostikliğe kadar bir çok insan yaşıyor.

Hakaret etmedikleri sürece her inanca (!) saygı duyarım. Fakat bazılarının Allah'ı,insanları kukla oynatır gibi görmesine inanasım gelmiyor. Nedir bizdeki bu egoistlik peki? Birinin emri altında yaşamak özgürlüğümüzün elimizden gitmiş olması demektir. Ama bu ülkede herkes birilerinin emrinde yaşamıyor mu? İnsanlar çeşitli kişilerin istediği gibi hareket edince kukla olmuyor, Allah'ın buyruklarını yapmak zorunda olduğunu bilince kendini kukla gibi hissediyor.
İnancı tam olanlar bilirler ki onu daima gören biri vardır -ki şüphesiz Allahtır- Bu yüzden yanlış yapacakları zaman veya yaptıkları zaman huzursuz olurlar. Tövbe ederler. İnançtan yoksun kimselerde ise bu durum farklıdır. Serbestçe istediklerini yapmak için inanmamayı yeğlerler. O zaman çok daha huzurlu (!) olurlar.
Bir de görmediğim şeye asla inanmam diyen kesim vardır. E be akıllı kardeşim sen kendini akıllı buluyorsun peki aklını görebiliyor musun? Zaten ne senin ne benim ne de bir başkasının Allah'ı görecek gücümüz yok ki. Bizim gözlerimiz mi dayanır öyle yüce bir kudreti görmeye? Kiminin başına bir şey gelir ayağı kırılır mesela. Ama buna rağmen inanmamaya devam eder. Ayağının kırılmasını ya da başına sürekli bir şeylerin gelmesini şanssızlığına, sakarlığına bağlar.
Şeytan insanın kendisidir aslında. İnsan en çok kendini aldatır, en çok kendini kandırır, akıllıyım diye geçinirken kendini kötü yola sürükleyen yine kendisidir. Ama her şeye bahane bulan insanoğlunun bunlar için de bir açıklaması elbetteki vardır; "yanlış arkadaş seçimi vs."

Hayatımızda olan olaylarda detay dediğimiz şeyleri görebilsek aslında daha huzurlu olup doğru yolu da bulmuş oluruz. Bizler hep genele baktığımız için göremiyoruz çoğu şeyi. Huzurun kaynağı İslamdır. Farklı bir dine mensup olmak bile inançsız olmaktan çok daha iyidir.

Allah herkese hidayet versin... Görüşmek dileğiyle...

written by Eda Melissa