içimdeki yansıma







Bu bende ki karanlığın ardından sende ki seni gördüm ben…


Umudumun bittiği yerde hayatı yaşadım…


Perişan hayallerimle gerçekleştirdiğim rüyam ile susadım sana…


Belki bir gün gelirsen yanıma tükürmek için suratına ”sustum ama…”



Ben her sabaha aşkla uyandım da ne oldu??!!


Kahrolası hayalinle yandığım gecelerin kör kurşunu aldı canımı…


Sabaha yalnızca toz bulutu kaldı attığım senin ardından..


Belki bir gün çıkarsan karşıma tükürmek için suratına “sustum ama..”



Ben çırak olmadan ustası oldum hayatımın…


Her güne ayrı acının meyvesini tadarak büyüdüm çünkü…


Tokatını yediğim zaman hayatın anladım ki ayağa kalkıyorum…


Belki bir gün anlarsan ihanetini tükürmek için suratına “sustum ama…”



Günlerce kaldığım sokaklarla yoldaşken kim tuttu elimi…


Viranelerle sarhoşlarla paylaşırken derdimi kim beni itti…


Ben dermanı sende ararken anladım ki yalandan olan sendin…


Bir yangın seni yok etmeye yeterken ben küllerin arasından yeniden doğdum…



written by GAMZE SERÇEM

LouSalome

Düşürürsünüz bardağı.. Kırılır.. Toplarsınız; elinize batar kanatır. Canınız yanar.. Belki ağlarsınız.. Belki de susarsınız.. .

İnsanlar.. Sizi kırarlar.. Toplamaya çalışmaz bile bazısı. Canınız yanar.. Belki ağlarsınız.. Belki de susarsınız...

Fark yok değil mi? Kırılan, kıran, yanan bir can, akan veya akamayan gözyaşları...

Sevmek için yaratıldık. Seviyor muyuz peki? Evet, belki bazen seviyoruz. Ama hiçbir zaman sevdiğimiz kadar sevilmiyoruz. Hep bir şeyler eksik kalıyor. Tam olduğu an masal diyoruz. İnanmak gelmiyor içimizden. Kimse kimseyi olduğu gibi kabullenmiyor ki tam sevebilsin.. Herkesin kafasında istediği bir tip var. Onu oluşturuyor ve aşık oluyor. Shakespeare: “Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz”demiş. Aynen böyle değil mi aşklar? Yoksa insanlar neden terk edilsin? Neden terk etsin?

Bu dünyada insanı terk etmeyecek tek Allah vardır bunu öğrendim. İnsanlar Allah’ı terk eder ama Allah insanı terk etmez.
Çok büyük bir hata yapsanız bile tövbe edin der. Kapım size her zaman açık der. Tek isteği ona inanmamız ve ibadet etmemizdir.

Peki insanlar öyle mi? Değil. Ufak bir şeyde kalbini çok rahat kırabiliyorken, bir hata yaptığında seni nasıl bırakmasın? Ailenize, arkadaşlarınıza, sevgilinize, eşinize karşı iyi olduğunuz her zaman onlar da size iyi oluyor. Birgün bir hata yapsanız kim yanınızda olur hiç düşündünüz mü? Tek tek terk eder herkes sizi. Kimse yanlışı kabul etmez çünkü.

Herkes iyi gün için vardır bu dünyada.. Herkes...

written by Eda Melissa

LouSalome


Bazı insanlarda şöyle bir rahatsızlık vardır. Her gördüğünü sever, her gördüğüne güvenir. Peki kolay mıdır insanlara güvenmek?

*

İnsan arkadaşını ya yolda ya da alışverişte tanır derler. Çok doğru ! Eğer o insan seni yarı yolda bırakmıyor, ihtiyacın olduğu her an yanına geliyor, paraya gereksinim duyduğun zamanlarda hiç düşünmeden çıkarıp veriyor, kendi menfaatinden önce senin menfaatini düşünüyorsa o gerçek arkadaştır. Bu da demek oluyor ki böyle bir devirde gerçek arkadaş bulmak çok zor !

*

İnsanoğlu o kadar çiğ süt emmiş ki arkanı döndüğün an seni sırtından vurmak ister. Hatta o an için sabırsızlanır. Kimi arkadaşlar da böyledir. En savunmasız anında derinden yaralar. Alışverişte dahi alacağı gıdalarda ince eleyip sık dokuyan insanlar arkadaş seçiminde aynı özeni göstermez. Tabir-i caizse hemen atar sepetine sebzelerini. Sonra da yıkılır..

*

Şükürler olsun ki şu ana dek kimseden böyle darbeler yemedim. Çünkü kimseye tam olarak güvenmedim. Aslında bu da çok acı bir durumdur. Konuşursunuz, gülersiniz, gezersiniz ama güvenmezsiniz. Ben de bunu çok yaşıyorum.

*

Neyse, velhasıl siz siz olun kimseye kolayca güvenmeyin. Önce kötü düşünün, sonra sevinin. Ne demişler: İnsana güvenme ölür, ağaca yaslanma çürür ;)

*

Sevgiyle kalın...

written by Eda Melissa

LouSalome

Malumunuz ülkemizde inanç özgürlüğü var. İslam dininin yanı sıra Hristiyanlıktan tutun da ateistliğe, agnostikliğe kadar bir çok insan yaşıyor.

Hakaret etmedikleri sürece her inanca (!) saygı duyarım. Fakat bazılarının Allah'ı,insanları kukla oynatır gibi görmesine inanasım gelmiyor. Nedir bizdeki bu egoistlik peki? Birinin emri altında yaşamak özgürlüğümüzün elimizden gitmiş olması demektir. Ama bu ülkede herkes birilerinin emrinde yaşamıyor mu? İnsanlar çeşitli kişilerin istediği gibi hareket edince kukla olmuyor, Allah'ın buyruklarını yapmak zorunda olduğunu bilince kendini kukla gibi hissediyor.
İnancı tam olanlar bilirler ki onu daima gören biri vardır -ki şüphesiz Allahtır- Bu yüzden yanlış yapacakları zaman veya yaptıkları zaman huzursuz olurlar. Tövbe ederler. İnançtan yoksun kimselerde ise bu durum farklıdır. Serbestçe istediklerini yapmak için inanmamayı yeğlerler. O zaman çok daha huzurlu (!) olurlar.
Bir de görmediğim şeye asla inanmam diyen kesim vardır. E be akıllı kardeşim sen kendini akıllı buluyorsun peki aklını görebiliyor musun? Zaten ne senin ne benim ne de bir başkasının Allah'ı görecek gücümüz yok ki. Bizim gözlerimiz mi dayanır öyle yüce bir kudreti görmeye? Kiminin başına bir şey gelir ayağı kırılır mesela. Ama buna rağmen inanmamaya devam eder. Ayağının kırılmasını ya da başına sürekli bir şeylerin gelmesini şanssızlığına, sakarlığına bağlar.
Şeytan insanın kendisidir aslında. İnsan en çok kendini aldatır, en çok kendini kandırır, akıllıyım diye geçinirken kendini kötü yola sürükleyen yine kendisidir. Ama her şeye bahane bulan insanoğlunun bunlar için de bir açıklaması elbetteki vardır; "yanlış arkadaş seçimi vs."

Hayatımızda olan olaylarda detay dediğimiz şeyleri görebilsek aslında daha huzurlu olup doğru yolu da bulmuş oluruz. Bizler hep genele baktığımız için göremiyoruz çoğu şeyi. Huzurun kaynağı İslamdır. Farklı bir dine mensup olmak bile inançsız olmaktan çok daha iyidir.

Allah herkese hidayet versin... Görüşmek dileğiyle...

written by Eda Melissa

LouSalome

Biz insanların hep yaptığı şeydir; sonuçtan korkarken sonucu değiştirmek için bir şey yapmamak..
Mesela ders çalışmadığımız zaman notlarımızın düşeceğini biliriz. Bu yüzden huzursuz bile oluruz. Ama buna rağmen çalışmayız. Neden peki? Başarısızlık çok mu hoşumuza gider?
Başka bir örnek vereyim. Kadınların en büyük derdi kilo. Zayıflamak isteriz ama Pazartesi başlanan her diyet Salı günü son bulur. Dayanmış olsak istediğimiz kiloya rahatça ulaşacağımızı biliriz fakat dayanamayız..

Sorun gerçekten istemediğimiz mi yoksa ataletsizlik mi ?

Nedir ataletsizlik var mı bilen ?

Ataletsizlik, kişideki eylemsizlik halidir. Başarmak isteriz, nasıl başaracağımızı biliriz, sonunda ne olacağını da biliriz, yapmazsak ne gibi sonuçlar doğuracağını da biliriz ama buna rağmen yapmayız.
İşte bizim en büyük sorunumuzdur ataletsizlik. Kendimizi alıştırsak, daha planlı yaşasak her şeyin üstesinden gelebiliriz. Bir insan gerçekten istediği şeyleri neden yapmasın? Önümüzde engeller dahi olsa istediğimizi yapmak için çaba gerekir.

Hayatta her ne olursa olsun, denemekten vazgeçmemeliyiz. Beckett'in çok sevdiğim bir sözü var:

Hep denedin, hep yenildin
Olsun,
Yine dene, yine yenil,
Daha iyi yenil...

Siz siz olun sakın bile bile lades yapmayın..

Sevgiyle kalmanız dileğiyle...

written by Eda Melissa

içimdeki yansıma




Aşk mı bu yoksa özlemek mi?

Her cümlesinden, her internete gelip yazmasından zevk almak, gelmeyince beklemek, özlemek, merak etmek... Geldiğini görünce sevinmek, dünyalara sahip olmuş gibi mutlu olmak. İmkansız olduğunu bile bile, tıpkı yıllar öncesindeki gibi. Yine, yeniden, bile bile, körü körüne, mazoşistçe!

İmkansız olduğunu bile bile bağlanmak mıdır aşk? Hiçbir beklentin olmadan sadece kendi hislerin ve hayallerinle büyüttüğün. Ünlü düşünürün dediği gibi; Beğendiğiniz bedenlere hayallerinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz." Gerçekten de öyle mi? Hayallerimizde ki ruhları çıkarınca o bedenden, ne kalır ki geriye? İlk görüşte aşkta buna benzemiyor mu zaten?

Yıllar öncesindeki gibi saçma ümitler besleyip, hayallerle canlandırmak ve onu yaşamak mıdır kendi kendine?

O duymasa bile haykırarak "Seni Seviyorum" diyebilmek midir aşk? Gerçek aşk, platonik olan mıdır? Eğer öyleyse; SENİ SEVİYORUM.


Azra Sezgin - 02-11-2010-salı

içimdeki yansıma

YALNIZLIK DÜŞTÜ


Bu gece bana yalnızlık düştü!

Seni düşünürken gözümde ıslattığım,

Sevginin damlası düştü.

Bu gece bana yalnızlık düştü!

Hayallerimde okşadığım yüzünün,

Güzelliğinin ışığı yastığıma düştü.

Bu gece bana yalnızlık düştü!

Benim olmayışının, bana ait olmayan,

Bedeninin yansıması yanıma düştü.

Bu gece bana yalnızlık düştü!

Yalnız başıma yaşadığım sevdanın,

Kara bulutları dünyama düştü.

Bu gece bana yalnızlık düştü!

Herkes kendi hayatını yaşarken,

Bana, senin aşkını yalnız yaşamak düştü.

Kısacası; Bana yine yalnızlık düştü!


AZRA SEZGİN - 18 ‎Şubat ‎2010 ‎Perşembe, ‏‎22:24:16